Translate

Dini inanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dini inanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Türkiye'de Dindarlık ve Laiklik Tartışmaları

Türkiye'de Dindarlık kitabı üzerine tartışmalar: 
Toplumun değişik kesimlerinde dindarlık ve laiklik tartışmalarının nasıl algılandığını nitel ve nicel verilerle ortaya koyan aşağıda künyesini verdiğim kitap yayınlandıktan sonra üzerine neler yazılıp çizildi. Ne tür tartışmalar oldu? 

Akşit, B., Şentürk, R., Küçükural, Ö.  ve Cengiz, K. (2012) Türkiye’de Dindarlık: Sosyal Gerilimler Ekseninde İnanç ve Yaşam Biçimleri, İstanbul: İletişim Yayınları.


Bu kitap  “Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Din” başlıklı bir TÜBİTAK projesinin araştırma raporundan oluşturulmuştur. Eylül 2008- Eylül 2011 arasında 3 yıl süren bu araştırmada katılımcı gözlem, derinlemesine görüşme, anket,  gibi çeşitli nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Önce 3 ilde (Denizli, Erzurum ve Kayseri) 2 ay süren katılımcı gözlemler yapılmıştır; daha sonra 8 ilden toplam 198 kişi ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve bu verilerden çıkan bulguları genellemek üzere 26 ilden Türkiye’yi temsil etmek üzere 1538 adet anket uygulanmıştır. 

Kitap yayınlandıktan hemen sonra 20 Eylül 2012'de Haber Türk televizyonundan Didem Arslan Yılmaz "Türkiye'de Dindarlık"ı tartışmak üzere bir program yaptı ve programa Nur Vergin, Ersin Kalaycıoğlu, Süleyman Seyfi Öğün, Muhammed Çakmak ve beni davet etti. http://www.haberturk.com/tv/program/108795-turkiyenin-nabzi

Ben araştırmanın nicel verilerinin analizinden ortaya çıkan çarpıcı bulguları kısaca sundum. Ersin Kalaycıoğlu'nun da benzer araştırmaları olduğu için tartışmayı açmak üzere kitabın 487. sayfasında yer alan şu tabloyu sundum: 


Tablo 6: Öncelikli Kimlik Tercihi: “Sorulursa kendinizi öncelikle hangisi olarak tanımlarsınız?” Sorusuna Verilen Yanıtların Dağılımı (N: 1538, Türkiye, 2011)

2011
2006
1999
Türk
30.4
19.4
20.8
Müslüman
47.1
44.6
35.7
T.C. Vatandaşı
15.5
29.9
34.1
Kürt
3.3
2.7
1.2
Alevi
1.5
1.1
0.9
Diğer
1.3
1.3
6.5
Hiçbiri
0.2
-
-
CY/FY
0.8
1.0
0.8
(2011 verileri bizim araştırmadan,1999 ve 2006 verileri ise şu kaynaktan alınmıştır: Çarkoğlu, A. ve Toprak B. (2006), Değişen Türkiye’de Din, Toplum ve Siyaset, TESEV Yayınları, İstanbul.)

Tablo'dan görülebileceği gibi 1999'dan 2011'e “Türk” kimliğini öncelikli kimlik olarak tercih edenlerin yüzdesi önemli ölçüde yükselmiş, buna mukabil etnik kimlikler üstü bir kimlik olarak algılanan“Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı” kimliğini tercih edenlerin yüzdesi ciddi biçimde azalmış, yani 1999'daki %34'den  2011'de %15.5'e düşmüştür. “Müslüman” kimliği ile ilgili bulgu değerlendirilecek olursa 1999'dan 2011'e %11'lik bir artış söz konusudur, ancak bu artışın sadece %2,5'luk kısmı  2006-2011 arasında olup esas %10'luk artış 1999-2006 arasında oluşmuştur. "Türk" kimliğini öncelikli kimlik olarak belirtenlerdeki esas artış ise 2006-2011 arasında oluşmuştur. “Kürt” ve “Alevi” kimliklerinde ise 1999'dan 2011'e küçük yüzdelerle ve düzenli artış olmuştur; ancak bu yüzdeler örneklemdeki yüzdelerinin oldukça altında olmuştur. Konuşulan anadil sorulduğunda örneklemdeki kişilerin %11'i anadil olarak "Kürtçe"yi belirtmiştir. Mezhep sorulduğunda ise örneklemdeki kişilerin %6'sı mezhep olarak "Alevilik"i belirtmiştir.

Bu verilerden yola çıkarak Türkiye'deki kimlikler tartışılmıştır ancak benim bu tartışmaları hatırlayıp burada yazmam çok zordur. 

Tartışmada sunduğum ikinci tablo, kitabın 431. sayfasında yer alan Tablo 11 olup  Türkiye'deki 2011 yılının Temmuz ve Ağustos aylarındaki dindarlık düzeylerinin cinsiyet, yerleşim yerleri, yaş grupları, gelir grupları ve partilere göre dağılımlarıdır. 

Tablo 11: Dindarlık Düzeyinin Bazı Özelliklere gör Yüzde Dağılımı (N: 1538, Türkiye, 2011)


Dindar değil
Ortada
Dindar
FY/CY
Toplam
Cinsiyet
Erkek
7.9
33.6
57.1
1.4
100
Kadın
4.2
28.2
66.7
0.8
100
Yerleşim Tipi
Kent
6.6
32.5
59.9
1.0
100
Kır
3.3
24.9
70.7
1.0
100
Yaş grupları
18-24
10.7
37.5
50.4
1.3
100
25-39
6.6
32.4
60.3
0.7
100
40-54
3.5
30.9
64.7
0.9
100
55-69
3.1
22.7
73.8
0.4
100
70 ve üstü
5.8
15.9
72.5
5.8
100
Gelir grupları
450 TL altı
5.3
31.0
61.1
2.7
100
451-1000 TL arası
4.3
27.7
67.4
0.6
100
1001-2000 TL arası
6.8
36.0
56.3
1.0
100
2000 TL üzeri
9.8
38.2
49.0
2.9
100
FY/CY
6.5
28.7
64.1
0.8
100
Parti tercihi
AK Parti
1.6
23.6
74.3
0.4
100
CHP
18.6
42.2
38.0
1.3
100
MHP-BBP
5.7
35.2
59.1

100
DTP-Blok
10.9
32.7
54.5
1.8
100
Hiçbiri
14.3
21.4
64.3

100
Diğer
9.7
29.7
58.6
2.1
100
FY/CY
2.3
38.6
56.8
2.3
100

Tablodan da görülebilelceği gibi kadınların, köyde oturanların, ileri yaş gruplarının, aylık geliri 1000 tl ve altı olanların ve AK Partiye oy verenlerin dindarım diyenler (5li ölçekte 4 ve 5 işaretlyenler  yüzdeleri daha yüksektir.

Kitap üzerine ve kitabın dayandığı verilerden yapılacak yeni analizler üzerine yazmaya devam edeceğim.

24 Ekim 2013 Perşembe

1968 ve 2013 Gençlik Hareketleri: Ankara, Chicago ve İstanbul

1968 ve 2013 Gençlik Hareketleri: Ankara, Chicago ve İstanbul


6 Haziran 2013 tarihinde A Haber'de Selin Ongun'un yayınladığı "Bi Sormak Lazım programı"nda benim de içinde bulunduğum "1968 Eylemleri Gençliği" ile 2013 Mayıs sonu ve Haziranında ortaya çıkan "2013 Taksim Gezi Parkı Gençliği"ni sosyolojik olarak karşılaştırıp analiz eden sorulu cevaplı 19:15-19:45 arasına sığan bir tartışma yaptık. Bu blogda o tartışmayı özetlemem ve özellikle de 2011 Mayıs ve Haziranında Belma T. Akşit ile birlikte yaptığımız Liseli Gençlik Ne Düşünüyor araştırmasını buraya taşımam uygun olacaktır. Elimde video kaydı olmadığı için tam olarak nasıl bir analiz yapıp sunduğumu hatırlayıp burada yazmam olanaksız. Ancak hatırlayabildiğim ana noktaları belirteceğim ve orada kalmayarak hatırlayıp bu yazıyı yazarken ortaya çıkan düşüncelerin bir kısmını da yazmadan edemeyeceğim. 

1968 Gençliği ve 2013 Gezi Gençliği arasındaki en önemli farklılıklardan birisi 1968 gençliğinin esas derdinin Türkiye'deki Az Gelişmiş Kapitalizm, kalkınmamışlık ve onun siyasal ve toplumsal sonuçları idi. Yeterince sanayileşme, kalkınma, kentleşme ve modernleşme olmadığı için Türkiye'deki işçi ve köylülerin yoksul durumda olmalarına itiraz ediliyordu. Bu sorunların çözümü olarak sosyalist bir sistem öneriliyordu. 

2013 Gezi gençliği ise küresel kapitalizm ile bütünleşmiş olan ve  "kalkınma-büyüme" politikalarından önemli bir boyutunu "kentsel dönüşüm"e odaklandıran "muhafazakarlık" ve "neoliberal kapitalizm" karışımı bir siyasal sistemin kentlerdeki yeşil kamusal alanlardan birisine Alışveriş Merkezi (AVM) olarak hizmet verecek olan bir Osmanlı Topçu Kışlasının yeniden yapılmasına itiraz ediyordu. 1968 Gençliği, kalkınma ve refah getirecek yeni bir sistem için mücadele ederken 2013 Gezi Gençliği çevre koruması, kamusal alan paylaşımı, etnik-dinsel-cinsel kimliklerin tanınması, farklı hayat tarzlarına müdahale edilmemesi ve  kültürel-demokratik çoğulculuk için mücadele ediyordu. 

1968 Gençliği ve 2013 Gezi Gençliği arasındaki en önemli farklılıklardan ikincisi ise 1968 gençliğinin belirli bir süreç içinde silahlı şiddet kullanmaya yönelmesi 2013 gençliğinin ise pasif direniş yöntemlerini kullanması ve silaha ve şiddete pek fazla yönelmemiş olmasıdır. Silaha yönelen grupların zaman zaman sahnede görünmesi gezi eylemlerinin oluşturduğu temel çerçevenin merkezine sirayet edememiş ve kenarlarında ve marjinal olarak kalmıştır. 

1968 Gençliği ve 2013 Gezi Gençliği arasındaki en önemli farklılıklardan üçüncüsü ise 1968 gençliğinin eylem çağrısı yapabilmek için elinde sadece teksir makinesi ile gazete-dergi ve bildiri basıp dağıtmak ve daha sonraları silahlı eylem varken 2013 gençliğinin elinde internet, cep telefonu ve Facebook ve Twitter gibi yeni medya araçları bulunmaktadır. Ancak Taksim Gezi direnişi sadece yeni medya kullanımına indirgenmemelidir. Bu eylemler, katılımcıların birer fail olarak ve  bedenleriyle belirli bir kamusal mekanda toplanmaları ve orada mevcut olmaları yoluyla direniş ortaya koymuştur.     

2011 Mayıs ve Haziran aylarında Belma T. Akşit ve Maltepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri ile birlikte yaptığımız araştırmanın verileri 2011'de lisede okuyan gençlerin yeni medya kullanımı ile ilgili eğilimlerini ve değer yönelimlerini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Aşağıdaki iki tablo bu eğilimi çok açık şekilde ortaya koymaktadır: 

Tablo 1-Türkiye ve Dünyadaki Olayları Farklı İletişim Araçları ile Takip Etme Yüzdeleri
 (İstanbul, Mayıs-Haziran 2011, N=2356)
Medya
Türlerİ
Okul Türü
Tüm
Öğrencİler
Meslek
Lisesi
İmam-
Hatip
Lisesi
Düz Lise
Anadolu
Lisesi
Özel
Lise
Gazete ile takip edenler yüzdesi
65,1
73,9
66,5
75,9
79,8
69,2
Radyo ile takip edenler yüzdesi
21,1
26,1
21,0
24,6
35,9
23,1
TV ile takip edenler yüzdesi
88,5
90,0
92,9
88,7
84,9
89,3
İnternet ile takip edenler yüzdesi
78,3
75,5
71,8
81
87,1
77,8
Facebook ile takip edenler yüzdesi
90,9
86,1
92,2
92,7
90,6
91,1
Twitter ile takip edenler yüzdesi
21,6
16,7
21,4
22,8
35,0
22,2
Yonja ile takip edenler yüzdesi
  5,6
  3,3
  4,1
  5,5
  7,2
  5,2
Formspring ile takip edenler yüzdesi
14,4
10,0
11,7
23,7
23,4
15,8

Tablo 2. Vazgeçilemeyecek alışkanlıkları belirtenlerin yüzdeleri
(İstanbul, Mayıs-Haziran 2011, N=2356)

Okul türü
Tüm
Öğrenciler
Vazgeçemedikleri
Alışkanlıklar
Meslek
Lisesi
İmam-Hatip
Lisesi
Düz Lise
Anadolu
Lisesi
Özel
Lise
TV
55,8
40,6
54,2
53,3
46,8
53,3
Futbol
35,8
22,2
35,2
31,9
32,4
33,7
İnternet
69,6
47,8
67,4
67,5
65,5
66,8
Arkadaşlar
76,1
78,3
76,5
76,1
79,8
76,6
Sigara
13,0
  4.4
  9,5
  9,5
10,1
10,8
Alkol
10,4
  3,3
  6,7
10,2
16,7
  9,5
Alış-veriş
40,8
34,4
37,8
42,9
41,7
40,2
Dini inanç
60,1
92,8
60,7
56,2
53,3
60,3
Müzik
76,1
62,2
77,5
74,8
72,7
74,9
Kitap
35,4
52,2
36,7
40,5
47,1
38,6
Sinema
50,0
35,0
50,8
57,1
51,1
50,4
Tiyatro
18,2
  7,2
16,9
21,3
18,7
17,7

Tablo 1'den de görüldüğü gibi 1990'ların birinci yarısında doğan, 15-17 yaş grubunda olan bu gençlik Radyo ve Gazete gibi göreceli olarak eski olan medya araçlarını değil cep telefonu, İnternet, facebook ve twitter gibi gibi yeni medya araçlarını kullanmaktadırlar. Tablo 2 ise vazgeçilemeyen alışkanlık, ilişki ve değerlerin en başında şu dördünün geldiğini göstermektedir:  "Arkadaşlar", "Müzik", "İnternet" ve "Dini İnanç".   

Yukarıdaki tabloların alındığı araştırmanın  Türkiye’deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor? 2011 Mayıs ve Haziran Aylarındaki Bir Anket Uygulamasının Sonuçları başlıklı araştırma raporuna şuradan ulaşılabilir: http://mutam.maltepe.edu.tr/node/40;  bu araştırmadan bir tebliğ olarak yayınlanan 
Opinions of Secondary School Students about Socio-cultural Change and Education in Turkey: Findings from a Survey in May-June 2011 
başlıklı İngilizce metnine ise şuradan ulaşılabilir: http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1877042812024317

Yukarıdaki tablolardan 2013 Gezi Parkı Gençliğinin internet ve yeni medya ile olan ilişkisi açık olarak görülmektedir. Bu araştırmadan çıkan "vazgeçilemeyecek alışkanlıklar ve değerler" sıralamasından bu gençlerin internet ve cep telefonu aracılığıyla ve yeni medya araçlarını kullanarak birbirleriyle dayanışma içinde olacaklarını, müzik gruplarının konserler vermelerini sağlayacaklarını ve "anti-kapitalist Müslümanlar" grubunun iftar sofralarını ve cuma namazlarını saygıyla ve titizlikle koruyacaklarını yordayabilir miydik veya kestirebilir miydik bilemiyorum. Böyle bir kestirim yapmak aklımıza bile gelmedi. Benzer şekilde, Taksim Gezi Parkı'ndaki yoğun mizah patlamasını pek tahmin edemezdik. Müzikten vazgeçemeyenlerin yüzdesinin çok yüksek olması ve eğitim sistemini değerlendirirken kullandıkları mizah dolu cümlelerden belki de bunu anlayabilirdik, ancak benim yaşımdakiler için bunun beklemediğimiz ilginç bir sürpriz olduğunu kabul etmeliyiz.  


1968 gençliği ile ilgili olarak benim iki farklı üniversitede iki farklı deneyimim veya katılımcı gözlemim olmuştu. 1964-1968 yılları arasında ODTÜ'de Sosyalist Fikir Kulübü'nün kuruluşunu, 1965'den başlayarak Öğrenci Birliği Seçimlerini toplumcu grubun kazandığını izlemiş ve parçası olmuştum. 1965-1966 ders yılında Mübeccel B. Kıray'ın verdiği Köy Sosyolojisi bağlamında yaptığımız araştırmalara 1966 yazında devam ederek o yaz yazdığım Türkiye'de Az Gelişmiş Kapitalizm ve Köylere Girişi başlıklı kitabın 1966 sonu ile 1967 başında Toplumcu Grubun başında olduğu öğrenci birliği tarafından yayınlanmıştı. Daha sonra 1968 yılı Ağustos ayında Fulbright bursu kazanarak gittiğim University of Chicago'da rektörlük binasının işgal edilişini gözlemledim. Aynı aylar ve günlerde ODTÜ rektörlük binası da işgal edilmişti. O yıllarda cep telefonu veya internet olmadığı için ODTÜ'deki olaylar ile ilgili bilgileri daha sonraki yıllarda edinmiştim. ODTÜ öğrencilerinin ideolojik görüşleri ve talepleri, Chicago Üniversitesi gençliğininkilerden çok farklıydı. ODTÜlüler kalkınma, sanayileşme ve sosyalizm istiyorlardı. Chicagolular ise Vietnamda barıış istiyorlardı; siyah Amerikalıların oturduğu mahalleleri ve yeşillikleri hedef alan kentsel dönüşüm inşaatlarının durdurulmasını istiyorlardı. Bu anlamda 2013 Gezi Parkı gençliği 1968 ODTÜ gençliğinden çok 1968 Chicago Üniversitesi gençliğine veya 2013 ODTÜ gençliğine benziyor,  2013 Temmuzunda Olimpiyatlara ve otobüs-tren bilet fiyatlarının yükselmesine karşı çıkan Brezilya gençliğine benziyor ve hatta belki de 2011 Eylülünde Zuccotti Park'ı işgal eden Amerikan gençliğine benziyor. Bu konuları ayrı bir yazıda ele almak daha doğru olacaktır.